Tuğçe Özbudak, oyunculuk serüvenini anlattı…

Standard

Adanalı’nın Pınar’ı Tuğçe Özbudak, şimdilerde Meltem Cumbul ve Oktay Kaynarca ile birlikte Nuri dizisiyle ekrana gelmeye hazırlanıyor. Ekranda cici kız rolleriyle görmeye alıştığımız genç oyuncu, ‘Dişiliğimi ve güzelliğimi ön plana çıkarmak ve o kalıpta kalmak hiç istemedim. Oysa ki bu tarz roller çok geldi’ diyor. Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nde tam burslu olarak okuyup, mezun olan güzel yıldız, ‘Hep en iyi öğrencilerden biri oldum ve hep en güzel rolleri oynadım. Okulumu bitirip İstanbul’a gelince burada işlerin biraz farklı yürüdüğünü gördüm. Kendimi oyunculuk eğitimim, yeteneğim ve güzelliğimle çok avantajlı buluyorum’ diyerek, ekranın iddialı isimlerine mesaj göndermeyi ihmal etmiyor.

TUĞÇE ÖZBUDAK FANI OLUN!

– Adanalı’daki Pınar rolüyle özellikle çocuklar arasında çok seviliyorsunuz. Sokakta yürürken sizi nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Her şeyden önce Adanalı sayesinde acayip bir çocuk kitlem oluştu. Çocukların beğenisini kazanmak onların kahramanı olmak çok zor, herkesi kolay kolay sevmezler, benimsemezler. Ben bile bu işe başlarken bu kadar çocuk hayranım olacağını tahmin edemezdim. Her yaştan çocuklar sokakta ‘Pınar, yavrum lülülü’ diye arkamdan bağırıyorlar ‘Pınar Abla, Fiko nerede?’ diyorlar hala. Bu beni inanılmaz mutlu ediyor. 5-6 yaşlarında bir çocuk yanıma gelip, ‘Pınar Abla, sana bir şey söyleyeceğim ama sakın Fiko’ya söyleme, o seni kadın kılığına girip Lezize Nine’yim diye kandırıyor. İnanma sakın ona daha fazla’ demişti. Bir okul servis şoförünün ışıklarda durup, içinden beni görüp inen çocuklara bağırışı ve onları servise doldurma çabasını da unutamam. Çocukların ısrarla imza istemesi ve trafiğin sıkışması sonucu benim döktüğüm soğuk terler hala gözümün önünde.

– Eğitimli bir tiyatrocu olarak kendinizi ekranın genç yüzleri arasında avantajlı görüyor musunuz?

Türkiye’nin en iyi okullarından Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü mezunuyum. Gerçekten en iyi hocalardan ders aldım ve hocaların hocası Cüneyt Gökçer ile aynı sahnede ders görme şerefine eriştim. Okulumu tam burslu olarak kazandım ve tam burslu olarak bitirdim. Hep en iyi öğrencilerden biri oldum ve hep en güzel rolleri oynadım. Kendimi bu anlamda inanılmaz şanslı ve avantajlı buluyorum. Okulumu bitirip İstanbul’a gelince burada işlerin biraz farklı yürüdüğünü gördüm ve işler biraz değişti tabii ki. Sanırım en önemli nokta şu; doğru zaman, doğru proje ve doğru karakter. Ben kendimi hem oyunculuk eğitimim, hem yeteneğim hem de güzelliğimle çok avantajlı buluyorum.

– Tiyatro sahnesi veya dizi seti… İkisi size neler hissettiriyor?

Tiyatro sahnesi bambaşka bir yer. Onu burada kelimelere dökmem, oradayken ne hissettiğimi anlatmam çok zor. Orası benim için çok kutsal. Dizi setleriyle kıyaslayamam bile. Çünkü küçüklüğümden beri o sahnede olmayı ve güzel oyunlarda güzel roller oynayıp alkışlanmayı hayal etmiştim. Orada sınır yok, engel yok ve oynadığım karakterin ruhunu o salondaki insanlara yaşatmak kadar tatmin edici başka bir duygu yok. Dizide durum tam anlamıyla sanal. Siz 9 -10 tekrar yaparak bir bölüm çekiyorsunuz, oynuyorsunuz ve her hafta oynadığınız oyun farklı oluyor. Bir anda tüm Türkiye’ye ulaşabiliyor.

-Adanalı dizisi Mehmet Akif Alakurt-Selin Demiratar, Oktay Kaynarca-Ekin Türkmen gibi oyuncuların aşk söylentileriyle gündeme geldi. Ancak sizi bu konuların içinde hiç görmedik…

Buna tabii ki dikkat ediyorum. Ama yaşayanlara da saygı duyuyorum. Ben işime yoğunlaşıyorum ve eğer böyle bir şey yaşanırsa, performansımı ister istemez etkiler diye düşünüyorum.

– Dizinin sezona iddialı başlaması ancak birkaç bölüm sonra final yapması sizi nasıl etkiledi?

Aslında 9 bölüm sürdü. 79’da final yapıldı. Zaten bu sezonun sonuna kadar devam etmeyecekti ama demek kaderi bu kadarmış. Her şey kısmet. Bitmeseydi şu an Nuri dizisine başlayamıyor olacaktım ve burada oynayamayacaktım. O yüzden kesinlikle kader kısmet olarak görüyorum.

– Güzelliğinizle dikkat çekseniz de, oynadığınız rollerde bunu öne çıkarmıyorsunuz. Bu özel bir tercih mi?

Gerçekten de öyle oldu. Bu bir avantaj mı yoksa dezavantaj mı ben de bilemiyorum. Güzelliğimle, dişiliğimi ön plana çıkaracak roller tabii ki geldi ama ben oradan alıp yürümek, o kalıpta kalmak istemedim hiç. Sonuçta ben bir karakter oyuncusuyum, eğitimli bir oyuncuyum. Sınırlamalarım yok. Şu an Nuri dizisinde de yine çok naif, çok iyi niyetli, çok saf bir kızı canlandırıyorum. Yeni evli ve kocasıyla birbirlerine deliler gibi aşık. Aldatmanın yer yüzünde olmadığına ve kocasının onu asla aldatmayacağına inanıyor. Dizinin en çiçeği burnunda, en mutlu çiftiyiz. Ayrıca 2 aylık hamile. Yani yine fiziğimi ön planda tutamayacağım bir rol geldi. Üstüne üstlük hamile. Ama güzelliğimle ve çekiciliğimle anılmak tabii ki beni rahatsız etmez.

ABUR CUBUR MANYAĞIYIM

– Güzellik sırlarınız var mı?

Sır mı? Yok vallahi. Aslında güzel olmamak için yaptığım şeyler var. Çok yemek yemem, abur cubur hastalığım ve kola manyaklığım gibi. Gerçekten de fast food ve abur cubur benim vazgeçilmezlerim. Evde kocaman bir abur cubur dolabım var. Arkadaşlarım gelince, ilk o dolabı açıp, ‘Yine neler almış bizim ki?’ diyorlar. Benim onları deli gibi yiyip, bu kadar zayıf kalabildiğimi görünce hayrete düşüyorlar. Haftada bir yüzümü sodayla yıkıyorum, o gerçekten güzel geliyor cildime. Bu kullandığım doğal bir tonik.

-Çekiminizin olmadığı bir günü nasıl geçirirsiniz? Neler yapmaktan, nerelere gitmekten hoşlanırsınız?

Genelde kız arkadaşlarımla oluyorum. Evde kız kıza oturup, sabahlara kadar DVD keyfi, enteresan oyun geceleri yapıyoruz. Evde olmadığımızda gittiğimiz belli yerler var, oralarda yemekle, alışverişle vakit geçiriyoruz. Çok yakın iki kız arkadaşım var, sürekli onlarlayım zaten. Setim olsa bile beni sette yalnız bırakmıyorlar. Ziyarete geliyorlar. İkisi de farklı sektörden insanlar, oyuncu değiller.

TV’Yİ BASMA İSTEĞİ UYANDIRAN ÜNLÜLER VAR

– Modayla aranız nasıl? Hayalinizde ‘Keşke ona styling yapsam’ dediğiniz ünlü biri var mı?

Modayı takip ediyorum ama sırf moda diye bana yakışmayan kıyafetleri asla almam. Bana özgü bir tarzım var. Belki biraz kokoş olarak tabir edebiliriz. Ayna karşısında onun altına bu, bunun üstüne şu denemelerini, farklı kombinler yapmayı çok severim. Ayakkabı hastalığı her kadında olduğu gibi bende de hat safhada. Her renkten, her modelden yüzlerce ayakkabım var ve yüksek topuk platform ayakkabıya da inanılmaz zaafım var. Evde küçük bir ayakkabı dükkanım var diyebiliriz. Dolaplara sığamıyorum, taşıyorum ama hala giyecek bir şeyim yok diye ağlıyorum. Tarzını beğendiğim, beğenmediğim pek çok ünlü insan var. İsmini vermek istemiyorum ama ekranda görüp bu kılık kıyafetle TV’ye çıkılır mı hiç deyip, tepe tüyümü ayaklandıran ve bende dolaptan birkaç kıyafetimi alıp, orayı basma isteği yaratan birkaç kişi var…

BİHTER VEYA HÜRREM OLMAYI ÇOK İSTERDİM

– ‘Keşke ben oynasaydım’ dediğiniz bir rol var mı?

Çok oldu, olmaz mı? İzlerken ister istemez insan kendini o oyuncu yerine koyup, bu rolü ben oynasaydım neler yapardım diye düşünmekten kendini alamıyor. Mesela son zamanlarda çok konuşulan Muhteşem Yüzyıl dizisinde Hürrem rolünü oynamayı çok isterdim. Tipolojik olarak Hürrem’e uymasam da, bir gün tiyatro sahnesinde oynamak isterim.

– Son dönem ekrandaki dizilerden hangilerini takip ediyorsunuz? En beğendiğiniz hangisi?

Fatmagül’ün Suçu Ne? ve Türkan dizilerini seyrediyorum. Beren Saat’i çok beğeniyorum. Aşk-ı Memnu’da zaten severdim ama burada tekrar hayran kaldım. Öyle bir rolden çıkıp, bu tarz bir rolde bu kadar masum durabilmek büyük başarı bence. Aşk-ı Memnu demişken oradaki Bihter rolünü de çok oynamak isterdim. Belirtmeden geçemeyeceğim. Bir de DVD çılgınlığı var bende. Üst üste filmler takıyorum, izliyorum hiç sıkılmadan. Yabancı dizileri de 7-8 bölüm üst üste izlediğim oluyor.

ÇOK İYİ KÖTÜ KARAKTER OYNARIM

Yine bir komedi dizisiyle izleyicinin karşısına çıkıyorum. Karakterim çok iyi niyetli, çok saf ve naif bir kız olan Nazlı. Yeni evli ve Meltem’in yani dizideki Leyla karakterinin eltisi. Dizide 3 eltiyiz ve Nuri’nin burnundan getiriyoruz. Diğer elti de usta oyuncu Asuman Dabak. Nuri’nin kardeşleriyle evliyiz ama Leyla boşanmış. Çünkü Nuri onu 19 yaşında sörfçü bir kızla aldatıp, onunla evleniyor. Biz de ona kol kanat gerip, farklı aşklara yelken açmasına ve Nuri’den kurtulmasına ön ayak oluyoruz. Tayfun Güneyer’in yazdığı muhteşem bir senaryomuz var. Ayrıca çok büyük bir prodüksiyonla Alaçatı’yı resmen İstanbul’a getirdik. Böyle plato bugüne kadar bence yapılmamıştır. Bundan sonraki projede, iki komedi üstüne ters köşe bir rol oynamak isterim. Kötü bir karakter oynama hevesim de gitgide artıyor. Çok da iyi oynarım. Bu kıza ne olmuş derler eminim.

AKŞAM

One response »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s